|
Seminerler bitti, ama bir türlü Siirt’ten dönememiştim. Ailem yanıma geldi. Bu kızın valizlerini otobüs almaz gidip arabayla alalım hanımı demişler. Ve bu arada evimi taşıdımmm. Artık az da olsa medeniyette oturacağım:=) medeniyet kavramı aslında benim için farklı ama eldekilerle yetinmek gerek dimi..Siirt merkeze taşındım artık. Köye gidiş geliş yapacağım. Yol mesafem daha da attı ama bana da bölleee arada sağdan sağdan geliyorlardı..
Ailemle çok uzun bir gezi yaptık.bunları daha sonra sizlerle paylaşacağım.
Denizli’ye geldikten 1 gün sonra yine valizimi hazırlayıp 3 arkadaş İstanbul’a yola çıktık. Siirt’te seminerler zamanında 10 gün içinde izci liderlik temel kursuna katıldım ve ben artık bir izci lideriyim……. Çok ilginç şekilde olsa da bir davetiyeyi kaybetmem ve yerine 1,5 saat sonra yetiştirmemizden dolayı Ümraniye’de yapılan izcilik federasyonunun kampına katıldık. Siirt belediye başlan yardımcısı Nurettin Ertemel bey sayesinde oldu bu kamp..
Hülya ,Tahsin ve ben İstanbul’a gecenin bir yarısı otobüsün en son koltuklarına sıkışıp gittik taşı toprağı altın memlekete…Giderken yine migrenin tuttu, yorgunluktandı tabiî ki. Yolda da yeni arkadaşlar edindik.(arkadaş)
Kampa sağ salim gittik.
Ümraniye kent ormandaydı kamp alanı. Bende o kadar heyecan yoktu ama Hülya nın içi içine sığmıyordu. Kamp alanına gittiğimizde müthiş bir kalabalık ve koşuşturma ile karşılaştık. 1 hafta önce gelen izciler gidecekti ve tören yapıyorlardı. Bizde cami avlusuna konmuş bebeler gibi sindik bir yere beklemeye başladık. Kimse bizimle ilgilenmiyordu, ama görecek durumları da yoktu. En sonunda küçük izciler gidince sıra bizi geldi. Ama Tahsin kalmak istemedi. Ben gideceğim yapamam burada dedi. O kadar dil döktük ama nafile idi. İki kız kaldık kampta. Kalan sağlar bizimdir dedik:=)
İşte Hülya ve Tahsin..
Gürcistan’ dan da 20 kişiye yakın izciler gelmişti. Aksaray da biz işleri varmış ve İngilizce bilen olmadığı için Hülya ve ben onlarla birlikte Aksaray’ a gittik.Allahtan gittikte boğaz köprüsünü gördük. İstanbul u az da olsa görme şansımız oldu.
Kamp alanımız çok güzeldi. Hatta çokta lükstü diyebilirim. Nasıl mı? Mesela tuvalet konteynırları vardı. Normalde tuvalet için herkes toprağı kazarmış. !!!!! yemeği kendimiz yapmamız gerekirken burada yemekler hazır geliyordu.:=) Banyolar vardı. Ama çok görme şansımız olmadı banyoları gerçi tam 3 defa banyo yapma şansım oldu.gerçekten büyük bir şansmış.
Kampta 1000 e yakın izci geldi. Bunlar, Osmaniye, Eskişehir, Bursa, İstanbul dandı. Biz 4 lider de 96 kız izciden sorumluyduk.
Yoğun bir tempo içindeydik. Sabahları 7:30 da kalkış, gece 23:30 da çocukların yatışı, bizlerin ise toplantısı ne zaman biterse yatıyorduk. Çok ama çok uykusuz kaldık. Gündüzleri hep uyukluyorduk.
İzcilik hakkında çok bir bilgim yoktu. Seminere gitmeme rağmen bu kamp çok faydalı oldu bizim için. Görerek yaşayarak öğrendik. İzcilik bir kardeşliktir, yardımseverdir izci, saygılıdır, disiplinlidir, kendini yetiştirmesini bilendir. Keşke ailem beni ilkokul zamanlarımda izci yapsaydı da izcilik içime işleseydi.29 yaşında anca bu kadar işledi:=)
Çocuklara biraz daha eğlenceli gelsin diye çeşitli istasyonlar vardı. Her gün belli saatlerde bu istasyonlarda eğitim alıyorduk, daha sonra diğer istasyona geçiyorduk.sabah 8 de kahvaltı, 12 30 da öğle yemeği, 17:00 da beş çayı, akşam 19:30 de de akşam yemeği veriliyordu. Çok düzenli bir beslenmemiz vardı. ayrıca her gün sabah 9 da da çocukların kaldığı konteynırları teftiş ediyorduk.Temizliği, uyku tulumlarının düzeni, konteynırın etrafının düzeni çok önemli idi.
İstasyonlardan bahsettim ama biraz açayım. Bu istasyonlar çocukların belki bir daha hiç yapacağı faaliyetlerdi. Ata binme, ok kullanma, kayığa binme, oryantiring,telsiz kullanımı, tesis yapma, oyun oynama,yüzme, ateş çeşitleri, ritim(darbuka çaldık), eskrim, bisiklete binme, badmington oynama, müzik dersi, çadır kurma, mors alfabesi, fonatik alfabe öğrenme, izcilikte iz çeşitleri, bunun yanında İstanbul sivil savunma müdürlüğünden görevliler gelip deprem hakkında bilgiler verdiler. Deprem anında yapılması gerekenleri anlattılar. İstanbul trafik şube müdürlüğünden polisler gelip trafik işaretleri, trafikte uymamız gereken kuralları anlattılar, çevre mühendisi kişiler gelip çevre temizliği hakında bilgi verdiler. Ayrıca İstanbul itfaiyesi yangın tatbikatı yaptılar. Yangın söndürme aletinin nasıl çalışacağını anlatıp,bizim küçük izcilere yaptırttılar, mutfak tüpünü alev aldığında , onu nasıl etkisiz hale getireceğimizi uygulamalı olarak gösterdiler.
İşte resimlerle kamptaki istasyon etkinliklerimiz...
Merter takımı gelip bize gösterilerini sundular. Çok güzeldiiii.
Yemek yediğimiz yerden bir resim..
Bir sabahta uyuşturucu kullanımını önleme komisyonunda görevli olan 6 milletvekili misafirimiz oldular. Yanlarında da Hacettepe üniversitesinden de yetkililer vardı. İzcilerimize sigaranın ve bağımlılığın zararlarını anlattılar. Çok verimli geçti.
Bu da yangın tatbikatı yapan izcilerimiz...
Her gece kamp alanında kamp ateşi yakılarak gösteriler yapılıyordu.
Her gün belli bir konu verilerek izcilerimizden o konuyla ilgili gösteri yapmalarını , kendi yeteneklerini bizlere sergilemelerini istiyorduk. Ayrıca kanun, gitar çalan ergin izcilerle eşliğinde şarkılar söylüyorduk. Bu eğlencemiz yaklaşık 3 saat sürüyordu. Kamp ateşi etkinliğinden sonra da çadırlara uyumaya…. Bizlerde toplantı ve kurs için tüm liderler toplanıyordu…
Hayka bile çıktık… hayk ne demek_?Gece yürüyüşüde diyebiliriz buna aslında. Gecenin 1 inde uyku tulumlarımızı alıp kent ormanda bize anlatılan rotaya doğru yürümeye başladık. Ormanın içine girince iş değişti tabiî ki. Ay ışığıyla önümüzü görmeye çalışarak yönümüzü bulmaya çalıştık. Bi yerde yanlış yöne gitmiştik, baktık yol kapalı geriii döönnn ileriiiiii…. Sonunda bizden istenen yere geldik ve ağaçların altına uyku tulumlarını koyup ayı izledik. 1 er saat nöbet tutarak sabahı sabah yaptık gerçi 02:30 da varmıştık ve benim nöbet 05:00-06:00 arasındaydı ve 07:20 de kamp alanında olmamız gerekiyordu. O gece belki 2 saat uykuyla tüm gün istasyonlarda süründüm. Ama hayk a çıkma şansına da erişmiş olduk Hülya ile:=)
Bu resimde sabahın 5 inde bir izcinin hali hehehe...Allahım ne soğuktu...
Kampta tek zorluk uykusuzluk değildi tabiî ki.. benim çok kullandığım bir cümle vardır.”Kızların derdi bitmezzz” Allahım hele de 96 kızın derdi hiç bitmiyor. Ne günlerdiii. Anneleri evde 1 tanesiile uğraşmıyor biz 96 tanesini idare etmeye çalışıyorduk. Hiç unutamayacağım bir izcim Sena vardı. Kız 2 gün ağladı. Önce annemi özledim dedi, daha sonra ben alaturka tuvalete girmem alafranga isterim diye ağlamaya başladı. Allahımm deli olmuştum:=)) Benim güzel erginlerimi unutamam, her şeyleri başlı başına bir sorundu onların… ama çok şeker kızlardı hepsi de. Çok güzel anılarla döndüm kamptan. Ağustos ayı sonuna doğru tekrar gitmeyi düşünüyorum.. bakalımmm
Bu arada eğer İstanbul da oturuyorsanız mutlaka çocuğunuzu ağustos sonuna kadar sürecek olan Ümraniye kampına gönderin. www.ibb.gov.tr adresinin sağ tarafında izcilik bölümü var. http://application2.ibb.gov.tr/izciweb/ ya da bu adresten bilgilere ulaşabilirsiniz..Oradan her türlü bilgiye ulaşabilirsiniz.ayrıca kamp alanını canlı olarak izleyebiliyorsunuz.
İlk geldiğimizde girişin resmini çektik. birde dönüşte bizim bir resmimiz olsun istedik...
Geri dönüş için otobüs bileti almaya Kadıköy’e gittik. İnanın ki İstanbul’da olduğumuzu unutmuştuk. Her gün ağaç gördüğümüzden ormanlık alanda olduğumuz için hiç İstanbuldaymışız gibi gelmiyordu bize. Allahtan bilet için çıktıkta içimiz açıldı biraz. Arkamıza Haydarpaşa tren garını alıp bir resim çekilelim dedik…bir hatıra olsun. İstanbul hatırası…. …
Yorum Yaz (4 yorum) |